arkadaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arkadaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Eyl 2011

Fotocanlar

Sevgili Alev ve Erkin'i çizmiştim. Blog takipçilerimle paylaşmadan olmazdı.

Arkada Erkin'in alevlehayat etiketli feedlerini yazmıştım ama burada belli belirsiz bıraktım, Alev kızıyor:))

İkinizi de çok seviyorum canlarım! ;)

16 Tem 2011

Ben mi deliyim, bu şehir mi büyülü?


İnsanın çok güzel dostlarının olması, bir de bu dostlarla oturup sohbet edebileceğiniz zamanınız ve muhteşem bir manzara eşliğinde paylaşacak güzel konuların olması sizin ne kadar şanslı bir insan olduğunuzu gösterir. Bir de bunun üstüne 'hiç mutlu değilim' diyorsanız 'ayıp' diyorum:)

Boğaz manzaralı bir sahil çay bahçesinde orta kahvelerimizi yudumlarken arkadaşım -aynı zamanda adaşım- anlatıyor ben dinliyorum, ben anlatıyorum arkadaşım dinliyor. Bu şehir mi büyülü, dalgalar mı deli, ben mi deliyim, arkadaşımda mı bişey var bilmeden mükemmel duygulara kapılıp bambaşka bi dünyada buldum kendimi. Verdiğim yepyeni kararların verdiği umudun sarhoşluğu var gibi kendinden geçmiş bir halde, yeniden doğmuş gibi. Kelimeler birbirinin ardından tırmanarak, suskunluğa fırsat vermeden konuşuyoruz. Biz susunca dalgalar ve martılar konuşuyor. Bir an zamanın da deli olduğunu hatırlıyor ve saate bakıyorum ki o güzel anların sona ermesi gerekiyor, ayrılıyoruz..

Ertesi gün yine aynı saatlerde canım kadar sevdiğim başka bir arkadaşımla şehrin kalabalığının sesimizi bastırmaya çalıştığı bir mekanda yine orta kahveyle dalıyoruz başka dünyalara. Rakı kadehleri saygıdan çıkar ya en yukarıya, öyle çıkıyor birbiri üstüne kelimeler yine, fırsat vermiyoruz gereksiz düşüncelere.

İşte öyle oturuyor hayatın çarkları yerine. Farklı hayatlardan ortak noktalar ortaya çıkıyor, hayat gözlerinin önüne getiriyor gerçekleri. Ne kadar güzel, ne kadar başarılı, ne kadar hayat tecrübesi yüklü bir insan olduğumu, bu güzel şehirde gelecekten konuşabileceğin güzellikte insanların arasında birden farkediyorum. Yaşadığım mutsuzluklar ezildikçe eziliyor, onlara ihtiyacım olmadığını anlıyorum.

Şükrediyorum herşeye...

28 Şub 2011

Ofis arkadaşım

Tanıştırayım: İş arkadaşım Metin. Kendisi yazılımcıdır, ihtiyacınız olursa benim aracılığımla ulaşabilirsiniz, onun da söylediği gibi yapamayacağı iş yoktur:))

29 Ara 2010

Vay bıyıklı inek!

Sevgili Alev'in böyle şirin bir blog sayfası var. Ben de duramadım bu ineği çizdim. Hatta bu konuda çok yakında kendisine daha hoş bir sürprizim olabilir;)

27 Kas 2010

Mutfak Teyze'yi çizdim

Mutfak Teyzem rica etti, kıramadım, çizdim:) Buradan sitesine gidip güzel tariflerine ulaşabilir, şuradan facebook sayfasına katılabilir, oradan da takip edebilirsiniz;)

20 Oca 2010

Kuş kadar hafif.

Bu çizim, henüz tanışmadığım, bir an önce tanışmak istediğim ve çok sevdiğim bir anne için..

Illustratorde renklendirip, kartpostal yapılmış halini yakında buralarda bir yerlerde görebilirsiniz.

Bebeğini sağlıklı bir şekilde taşıması ve kuş kadar hafif doğum etmesi dileklerimle.

15 Oca 2010

Bir düğün davetiyesi çizimi.

Sevgili blogdaşım Ata evleniyor. Benden düğün davetiyeleri için bir çizim rica etti, ben de seve seve kabul ettim:)

Çizime istediğim espriyi katabileceğimi söyledi, nişanlısının uçarı bir kız olmasından dolayı havada olabileceğini söyledi, gerisini bana bıraktı.

Gelinliğin altına vazgeçemediği botları giyen uçarı bir gelin ve yakışıklı Ata'yı, balayına gidecekleri Paris'te çiziverdim işte:)

Dilerim çoook mutlu olun. Sizi çok seviyorum;)

Siz de düğün davetiyenizin böyle orijinal ve kişiye özel bir çizim olmasını isterseniz benimle irtibata geçebilirsiniz;) Ayrıca buraya bi tık;)

27 Ara 2009

Bu da ikinci kartpostalım.

Buradaki çizimin, şuradaki gibi kesilip katlanmış bir şekli.

Bir arkadaşıma sürpriz olacaktı, ama dayanamadım:)

Bu benim ilk kartpostalım.

Gönderdiğim ilk kartpostalım değil, çizdiğim, renklendirdiğim, kestiğim katladığım, yapıştırdığım, zarfa koyup gönderdiğim ilk kartpostalım..
Bu teknik sevilirse, ne mutlu bana:)

28 Kas 2009

Uçan balon kızlar

Daha önce şu karalama birden ortaya çıkmıştı, bunu değerlendirmek istedim. Arkadaşım Ümit 'bu çizimdeki kız ben olabilir miyim?' dedi. Ben de onu ve kendimi çizdim, ona böyle bir sürpriz hazırladım. Üçünkü kişinin kim olmasını isterse olabilir:) Kendisi bu çizimi nasıl kullanmak isterse kullanabilir;)
Sevgiler Ümit:*

4 Eyl 2009

Mutlu yıllar!

Sevgili arkadaşım Emin'in bugün doğum günü. İyi ki doğmuşsun arkadaşım. Fazla Edebî konuşmalara girmek istemiyorum, sen biliyorsun zaten söylemek istediklerimi;) ki zaten bir tek cümleyle anlatmıştık seninle dostluk kavramını.

Aslında sevmezsin kutlamaları falan bilirim.. Unutulsun istersin. Ama böyle esprilerden hoşlanırsın;) Umarım bu çizim hoşuna gider.. Mutlu yıllar.

16 Ağu 2009

Bir dost

Yazının başlığı bir kaç anlam taşıyor. Fotoğraf pek bir şey anlatmıyor olsa da, ayaklarını görmüş olduğunuz insanlar için büyük şey ifade ediyor. GÜzel bir dostluk için gereken herşey orda var aslında. Önce 4 element: ateş, hava, su, toprak:))) Sonra biraz muhabbet, biraz da kahkaha..

İki Adana sevdalısı bir araya gelince mutlaka bi havuz ya da bir su birikintisi buluyorlar sanırım.. Sıcaktan bunalıp biraz serinlemek için:) Biz de öyle yaptık. Hayatımızda bizi bunaltan şeyleri o havuza attık. Soranlara "Adana'dan geldik gardaş!" dedik.. Tam bir Adana'lı rahatlığında ayaklarımızı uzatarak hem de:))



Mekan: Kanyon
Kişiler: E.A ve E.A.

13 Haz 2009

Özledim!

Aslında çizim yapıcaktım, ama biraz mutsuzum ve herşeye kırgın.. Neden geri döndüm ki.. :( Ya da neden o güzel şehre gidip uzun süre kalıp o kadar alıştım ki..

Herşeyini çok özledim işte..

Gültepe dolmuşunu beklemeyi, berbat yollarında ilerleyememeyi, evin balkonunda ne olacak benim halim diye düşünürken türk kahvesi içmeyi, Tülin'le bir soda-meyvesuyunu paylaşmayı, Özün'ün garip sorularını..

Beşiktaş'ta balık pazarının mis kokusunun önünden geçmeyi:), güzelim ofise gidip "amaan akşam evde çalışırım" demeyi.. Emre'yle tavla atmayı, çay bahçesinde her gün aynı ünlü insanları görmeyi, kalabalık çarşıyı..

Kanyon Starbucks'ta havuz manzaralı kahve içmeyi, mağazalara ve güzel mimariye bakınarak boş boş yürümeyi..

Emin'le Levent'te uzun uzun yürümeyi, KFC'de tıkabasa yemeyi.. Ortaköy'de boğaz turuna giden insanları seyretmeyi, gelip fotoğraf çeken ve çok komik görünen turistleri izlemeyi, kumpirini, manzarasını, martıları, takıları tokaları karıştırmayı, saat kaç olursa olsun kokoreç yemeyi, Emin'e otobüse binelim diye yalvarmayı.. Köprünün altından geçmeyi ve boğazın rüzgarını iyice hissetmeyi..

Zincirlikuyu'dan metrobüse binmeyi, taaa Florya'ya kadar durakları saya saya gitmeyi, akbilin çıkardığı sesi:P, Florya ofiste tasarlanan onca şeyden sonra hakedilen güzel öğle yemeğini, iyi iş arkadaşlarımı..

Nişantaşı'ndan Taksim'e yürümeyi, İstikal'in kalabalığına amaçsızca karışmayı, en son midyecide soluk almayı.. Paramızı son kuruşuna kadar harcamayı:))..

Adaşım Esra ile öğlene kadar uyumayı sonra da uzun tramvay yolculuğu yapmayı..

Sabahın köründe kalkıp öğlen soluğu Keşan'da almayı, kısa da olsa hasret gidermeyi..

Elinde ağır bir bilgisayar çantası ile ordan oraya koşturan garip bir İstanbul yabancısı olmayı.. Nemsiz güzel havasını..

İstanbul'da gülmeyi, İstanbul'da ağlamayı.. Herşeyi.. Çok özledim!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...