31 Ara 2009

Yeniyıl ağacım.


Bu da benim yeni yıl ağacım, üzerindeki her bir top, dilek topudur, şans topudur. Herkes istediği dileği asabilir. 2010 herkese şans getirsin. Aşk, sevgi, mutluluk getirsin ama hepsi sağlıkla olsun..

27 Ara 2009

Aşkta 3 yıl


Bugün aşkım 3. yaşını doldurdu. 3 yıl önce bugün yıldırım aşkıyla başlamıştı:) Son hızda ve kat kat artarak, çığ gibi çoğalarak artan bir sevgiyle bugüne geldik. Uzun bir süreymiş gibi konuşuyorum ama bu zamanda pek karşılaşılmayan bir süre..

Pek birşey söylemeyi de beceremem aslında. Çizim herşeyi anlatıyor olmalı:)

Kendimi şanslı hissediyorum, koşulsuz sevildiğim için, olduğum gibi kabul edildiğim için, saygı ve sevginin gerçek kavramlarını öğrendiğim için, aşkın iyi-kötü her açıdan tattığım için, hayatımın en mutlu günlerini yaşadığım için, için için...

Seni tüm olumsuzluklara rağmen çok seviyorum, herşeyim;)

Nice 3 yıllara, 30 yıllara.. ;)

Bu da ikinci kartpostalım.

Buradaki çizimin, şuradaki gibi kesilip katlanmış bir şekli.

Bir arkadaşıma sürpriz olacaktı, ama dayanamadım:)

Bu benim ilk kartpostalım.

Gönderdiğim ilk kartpostalım değil, çizdiğim, renklendirdiğim, kestiğim katladığım, yapıştırdığım, zarfa koyup gönderdiğim ilk kartpostalım..
Bu teknik sevilirse, ne mutlu bana:)

22 Ara 2009

Kar nereden gelir?

Picasso Pictures Christmas Card 2009 from Amael Isnard on Vimeo.

19 Ara 2009

Beklemekten yorulan kuşlar.

11 Ara 2009

Uçurdum!

Penguenler ve balıklar uçamaz sanıyorsunuz değil mi? Neden? Herşey olabilir dünyada..

Siyasi partiler kapatılabilir,

GDO denilen ürünler etrafımızı sarar,

Her yıl bir başka isimle tanıdığımız, gribe neden olan bir virüs insanları öldürebilir,

Hala önüne geçemediğimiz kırangiresice bir terörün nefesini ensemizden atamayız, binlerce askerimiz ölebilir,
Bunlar da yetmez gibi onları aramıza da alabiliriz,

Yıllarca okuyup, yüzlerce sınava girip yine de 'sağlam bir yakınımız' olmadığı için "işsiz" damgasını da yiyebiliriz,

Beyni fasulyeden küçük olan, kendini Türkiye'nin en güzel sesi, en güzel bilmemnesi sanan insancıkları dinleyip/izleyip hergün tv kanallarına çıkarabiliriz,

Bu gibi bazı insancıklar tarafından konuk diye nitelendirdikleri madurları(!) gerçek tiyatro oyuncuları arasından seçip annelerimizi tv karşısında ağlatabilirler de,

Aramızda arkadaş sandığımız ikiyüzlü ve çıkarcı insanlar da olabilir, arkanızdan işler de çevirebilir,

vs. vs. herşey olabilir de......

penguenlerin ve balıkların uçamayacağına mı inanıyoruz.. Hayır, işte uçuyorlar.. Üstelik eflatun uçuyorlar..

Not: Bu yazı sana saçma geldiyse geldi, ben çok rahatladım..
;)

08 Ara 2009

Değişiklik.

İlk defa fotoğrafsız ya da çizimsiz bir post ekliyorum. Yani yazıyorum.

Blog sayfamın temasını renklerini değiştirdim. Çizimler ve düzenleme bana ait.

Anneme çekmişim büyük ihtimalle. Çünkü sık sık evdeki eşyaların düzenini değiştiren bir annem var:)

Anlayamadığım bunun nedeni nedir? Bir arkadaşım bunalımla bağddaştırdı bu durumu. Cidden öyle mi? :/

01 Ara 2009

En Yaratıcı 50 Türk

Ülkemizin 50 gurur kaynağı. Siteye buradan girip bu 50 kişinin neden ve nasıl seçildiğini öğrenebilir ve en yaratıcılar hakkında geniş bilgi alabilirsiniz. Haberi görür görmez paylaşmak istedim, en heyecan verici şey de, birazdan 50 kişinin bilgilerini ve bu sıralamaya girmelerindeki sebepleri tek tek okuyacak olmam. İnanılmaz gıpta ettim onlara. Gelecekte böyle bir listenin kıyısında köşesinde adımız yer alabilecek mi acaba? :/ ;)

28 Kas 2009

Uçan balon kızlar

Daha önce şu karalama birden ortaya çıkmıştı, bunu değerlendirmek istedim. Arkadaşım Ümit 'bu çizimdeki kız ben olabilir miyim?' dedi. Ben de onu ve kendimi çizdim, ona böyle bir sürpriz hazırladım. Üçünkü kişinin kim olmasını isterse olabilir:) Kendisi bu çizimi nasıl kullanmak isterse kullanabilir;)
Sevgiler Ümit:*

26 Kas 2009

Özgür ve mutlu kuzular.

Eskiden (bu kelimeyi son zamanlarda çok sık kullanıyorum) her bayram ve yılbaşlarında kartlar alıp Almanya'daki teyzelerimize dayılarımıza kartpostallar yollardık. En çocuksu cümlelerimiz ve el yazımızla, altını çizerek söylemek istiyorum, kendi el yazımız.. Bütün kartpostallara aynı cümleyi yazardık, nolacak önemli olan düşünmemiz ve üşenmeden postanede pul yapıştırıp göndermek değil mi? Üstüne bi de para öderdik. Ama umurumuzda mıydı? Gönderdiğimiz kişinin ne kadar mutlu olacağını bilmek yetmez miydi.. "Sevgili dayıcığım, mübarek kurban bayramınızı kutlar, nice sağlıklı, mutlu bayramlar geçirmenizi dilerim.." :)

'Bugün artık..' diye başlayan bir cümle kurmak istemiyorum. Herşey ortada zaten. Sanallık falan filan.. Evet sanallaştık, madem öyle buradan insanları az da olsa iyi dileklerimizi iletelim. Almanya'daki teyzemler ve dayımlar blog sayfamı görmezler belki ama blogumu izleyen izlemeyen herkes çok güzel bir bayram yaşar dilerim. Stresi hüznü bir kenara bırakalım, ailemizle birlikte olmanın tadını çıkaralım.. ;)

Haa bi de kurbanlar hakkında yazacaktım. Çizimdeki koyuncuklar çok mutlu , özgür.. Keşke yurdumun tüm kurbanlıları böyle mutlu kalsa ama yapacak birşey yok:) Bunu iyi yönden değerlendirirsek hem biz mutlu oluruz hem de ete hasret kalan insanlar. Yani diyorum ki etrafımızdaki değil kurban esmek et alamayan insanlar var, onlarla paylaşalım mutlaka. Etlerimizi dağıtalım, paylaşalım, bayramlarımıza can verelim;)

Herkese İyi Bayramlar.

Not: Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öperim:)
Not2: Bu çizimi dilerseniz kaydedip sevdiklerinizin bayramını kutlayabilirsiniz;)

21 Kas 2009

Doğum günü taşları:)

Dün, yani 20 Kasım günü 28 yıl evvel yağmurlu bir sabaha karşı doğmuşum:) Kimilerine göre 28 değil 27 sayılırmışım, çünkü kasımın sonu olduğu için bir yıl sayılmazmış:) Aslında bana göre ben hala 18'im de neyse:) 28 olduk işte.

Şimdi ben ne kadar bu yaşın hissettirdiklerinden bahsetsem de kimse 28 olmadan anlayamaz aslında.. Herkesin yaşam tarzına göre değişir, kimisi yeterince dolu yaşamıştır hayatını, çoluk çocuğa karışmıştır, mutludur artık yaşamdan beklentileri gerçekleşmiştir, işte o zamn pek sıkmaz canınızı yolun yarısına yaklaşmak. Ama hayatta hala yaşanmayı bekleyen şeyler, gezilip görülmeyi bekleyen yerler varken biraz üzüyor haliye.. Geride bıraktığınız sağlıklı yılları düşününce, hayatın sonuna daha da yaklaştığınızı anlayınca bir telaş sarıyor insanı..

Bu yazıyı yazma düşüncem yoktu aslında, sadece doğum günümde kızkardeşimle boyadığımız taşların fotoğrafını sizinle paylaşmayı düşünmüştüm o kadar:) Ama gel gör ki, en öndeki taşın üzerinde yazan 28 rakamı beni pek bir etkiledi, hele bir de çocukluğumu hatırladım ki..:) Kızkardeşimle yaşadıklarımız. Ben kumaş boyalarıyla örtüler boyar, danteller örerdim, o da yanımda oturup barbie bebeklerine elbiseler dikerdi.. Daha yaşım 15-16, kardeşim 11-12.. Herkes bize gıptayla bakardı, ne kadar hamarat kızlar maşallah diye:) Örgüler, boyalar, resimler, çeşit çeşit el emekleri çıkardı bizden:) Şimdi ben Grafik Tasarmcı oldum, o da Tekstil Tasarımcısı. Hala küçüklüğümüzdeki gibi şeyler yapmaya hevesliyiz, taşlar boyamak, oraya buraya resimler çizmek, hatta bazen dantele heveslenmiyor değilim yeniden.. Her neyse.. O boyanmış güzel taşları biz yaptık, birilerine hediye etmek ya da evinizin en güzel köşesinde biblo niyetine kullanmak amaçlı.. Hele ki boyarken tüm stresinizi atmanız garantidir;) Fotoğrafı da ben çektim. Yok yok öyle profesyonel bir makina değil, sıradan bir digital makinayla.. Ama yakında o da olacak, bende proje biter mi:)

18 Kas 2009

Sevinçten uçan balon olmak.

İşte ben de bu kadar kolay seviniyorum, hemen böyle sevinçten havalara uçuveriyorum. :))

Henüz tanışmadığım ama düşüncelerine önem verdiğim bir çift var buradan tanıdığım. Onlar meğer benim çalışmalarımı izlemişler, üstüne üstlük çok beğenmişler. Özellikle çizimlerimi sevmişler:) Ben sizi yirim. Yolda olan bebeğinizi de yirim:)) İşte bu da öyle bi şımarıklık anında çıkan bi çizim:) Ama bu bahsettiğim güzel çift ve bebişleri için çok güzel düşüncelerim var benim. ;)

15 Kas 2009

Bir 'freelance' tasarımcı nasıl mutlu olur? (Volume4)


Belirli aralıklarla böyle haberleri sizinle paylaşmaktan onur ve mutluluk duyuyorum:P

Dünya için küçük ama serbest çalışan bir tasarımcı için koskocaman sayılabilecek bir güzel olay daha meydana gelir. Bu serbest tasarımcı, önemli sayılabilecek bir grafik ajansın yapamadığını yapar ve tasarımını müşterisine kabul ettirir, bunlar da yetmezmiş gibi bir de tasarımı Adana semalarında boy gösterir:))

Ayrıca web sayfamı da bu billboard çalışmasıyla beraber güncellemiş bulunmaktayım, ilgilenenlere duyurulur..

14 Kas 2009

Sürprizlerle dolu kahve keyfi;)

Beni yakından tanıyanlar bilirler ne büyük bir kahve aşığı olduğumu.. Öyle çok kahve ayırt etmem ama çok fazla çeşit bilmem. Dışarıda her içtiğimde farklı bir çeşidini içmek bana büyük zevk verir. Adana'da yaşıyorum, şehrimizde öyle çok kahve dünyaları falan yok, üç Starbucks, bir de Tchibo mağazamız var. Size yeni başlayan Tchibo sevdamdan bahsetmek istedim.

Bi kere kahve fiyatları gerçekten uygun. Her fincan kahveye size verdikleri bir kartta açılan küçük kutucuklara damga basılıyor. 5 kutucuğu doldurduğunuzda size bir fincan kahve hediye ediliyor. Ayrıca dün farkettiğim ve çok hoşuma giden bir kampanya ise (bu her mağazada var mı bilmiyorum ama) aldığınız herhangi bir yiyecek ürününün yanında filtre kahve bedava. Hem de cheesecake ve havuçlu kekleri muhteşem.

Bir de her hafta değişen temalı, küçük ama kocaman bir ürün yelpazesi var ki, artık her hafta takip etmeden duramıyorum:) Çünkü ürünler gerçekten güzel, kaliteli ve uygun fiyatlı. Ev eşyalarından giyime, takılardan mutfak gereçlerine kadar her şey olabiliyor. Onlara bakmak bile hoşunuza gidebiliyor;)

Geçen hafta erkek arkadaşım ve ben çok şık örgü hırkalar aldık. Fiyatları görmek isterseniz siteyi ziyaret edin;) Alışverişinizi 100 liraya tamamlayınca bir çekiliş kuponu veriliyor size, büyük ödül Mercedes:)

Ayrıca siteye buradan girip ilk işim gelecek ürünlere bakmak daha sonra da e-kataloga kaydolmak oldu. Her hafta mail adresime gelmesi için:) Bir de blog sayfaları var ki ürünleri tanıtıp, yorumlarını ve diğer Tchibo kullanıcılarının görüşlerini okuyabilir, kendi yorumlarınızı paylaşabilirsiniz.

Bu ürünler o kadar hoşuma gitti ki, sizinle paylaşmadan duramadım. Biri ışıklı cımbız, diğeri örgü ev ayakkabısı. Çok yaratıcılar;) Bu ayakkabıdan mutlaka edinmeliyim. Adana çok soğuk olmasa da çok hoşuma gittiler;)

11 Kas 2009

'Nehirler tersine akmaz'

"NE nehirler tersine akar, ne de geçen zamanın tersine dönme olasılığı var...

Yandan çarklı ve buharlı vapurların devri çoktan kapandı, hiçbir zaman tahta tekerlekleri olmayacak Ford arabaların...

Tarih oldu; faytonlar, at arabaları, kağnılar.

Mutfaklarda tel dolaplar, kahve dibekleri, fitilli gaz lambaları, gürgen ağacından takunyalar, çoktan gömüldü maziye.

Ayda insanoğlunun ayak izi var.

Saçını boyamak için, bütün gece kafasına eski şeker torbasını dolayıp da içine kına yakmıyor artık Lütfiye...

Nehirler tersine akmaz...

Uygarlık böyle bir şeydir...

Nehirler tersine akmadığı içindir ki; yerinde yeller eser o muhteşem imparatorlukların, sultanlıkların, krallıkların... Çağ dışı kaldıkları için sadece hikâyeleri okunur Roma’nın, Mısır’ın, Bizans’ın...

Ortaçağ geride kaldı...

Bence...
Bence hiç şansı yok yobazın...

Nehirler tersine akmaz...

Görmüyor musunuz; Mustafa Kemal‘in şapka devrimine kızanların dahi boyunlarında çiçekli kravatlar...

Dillerine bakın; isteseler de istemeseler de, uygarlığı, Batı’yı, muasır medeniyeti savunuyorlar.

Ve sinsi sinsi de olsa demokratlar...

Bugün 10 Kasım...

O coşkulu, köpük köpük, dalga dalga, çağdaş cumhuriyet nehrinin kıyısına koşmalısınız...

Bir avuç alıp çarpmalısınız yüzünüze, nehrin suyundan...

Böyle zamanlarda uyunmaz...

İnanmalısınız...

Nehirler tersine akmaz..."


Bekir Coşkun
10.11.2009


Yazarlarımızdan alıntı yapmak daha önce hiç yapmadığım bir hareket. Ancak bu yazıyı okuyunca içimden tüm dünyaya okutmak geldi:) Mümkün olsa tabi...

09 Kas 2009

ABC3D

ABC3D from Pablo on Vimeo.

3 boyutlu bir tipografi kitabı. Ürünün asıl ismi "ABC3D Pop-up Book". Burada satışı var. İnanılmaz güzel öyle değil mi? İster çocuğunuza harfleri etkili bir biçimde anlatmak için satın alın, ister kendiniz için, sırf sevdiniz diye:) Ben bu kitabı görünce, "Ömrümü bu sanatı meslek edinerek geçirmek istiyorum" diye düşündüm:)

08 Kas 2009

On parmağımda kaç marifet?


Efenim düşündüm ki hep tasarım hep çizim nereye kadar! Biraz da diğer hamarat yönlerimizi ortaya koyalım, on parmağımızda kaç marifet var ortaya çıksın:)

Birden gelen bir kurabiye yapma isteği ve evde ne var ne yok tezgaha yayma işleminden sonra yukarıda görmüş olduğunuz kurabiyeyi pişirmiş bulunmaktayım.. Ama belirtmek isterim ki bu tarifi asla hiç biryerde bulamazsınız. Çünkü tamamen benim uydurmamdır:) Yemek yaparken de böyleyimdir, içine ne girse güzel olur diyerek, biraz da yemek kitaplarından akılda kalan pratik bilgilerle herkesin beğenebileceği yemekler çıkar ortaya. Bu kurabiye de aynen öyle oldu.

Bu arada belirtmek isterim ki yemek ya da pasta yapmak bende antidepresan bir etki sağlıyor. Stresli bir gün geçirdiyseniz mutfağa geçin derim ben;)

Neyse fazla uzatmadan tarifi sizlerle paylaşayım. Ama bu arada belirtmek isterim ki fotoğrafı da ben çektim. Hadi herkese afiyet olsun;)

Malzemeler:
2 yumurta
2 çay bardağı toz şeker
125 gr margarin ya da tereyağı
1 paket vanilya
1/2 paket kabartma tozu
2 bardak un
1/2 bardak kıyılmış badem
1/2 bardak kıyılmış ceviz
2 yemek kaşığı nutella
istediğiniz kadar tarçın


Yapılışı:
Margarin, şeker ve vanilya karıştırılır. (Ben en başından beri elimle yoğurdum) Yumurtalar eklenir, pürüzsüz bir karışım olunca diğer tüm malzemeler birlikte yoğurulur. Un için 2 bardak dedim ama kıvam olarak kekten daha sert, hamurdan daha yumuşak bir kıvam olmalı. Kaşıkla yağlanmış tepsiye dizilir ve önceden ısıtılmış 180 derece fırında 15 dakika kadar pişirilir. Afiyet olsun.

Not: Bu amatör tariften dolayı yemek ustalarından özür diliyorum. Ama çok lezzetli olduğuna emin olabilirsiniz;)

06 Kas 2009

Bir tasarımcı nasıl mutlu olur? (Volume 3)

Geçtiğimiz haftalarda bu mutlu haberi vermiştim zaten ama serîyi tamamlamak ve bir kanıtını illa ki yayınlamak adına bu fotoğrafı paylaşıyorum. Yine daha önce burada ve şurada da paylaştığım gibi bu da benim hafif şımarmamı sağlayan güzel olaylardan biridir;) Hatta ve hatta serînin devamı çok yakında geliyor;)

04 Kas 2009

Altına imzamı atarım

"Atamızın ölüm yıldönümü olan 10 Kasım'da yine anlamlı bir kampanyaya imza atıyoruz.

Atamızın veciz sözlerinden "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." sözünün altına imzamızı atıyoruz. Ülkemizin birlik ve beraberliğini korumak, kardeşlik duygularını pekiştirmek adına bu anlamlı günde 10 Kasım'da Atatürk'ün huzurunda Anıtkabir'de sunulmak üzere bir imza kampanyası düzenliyoruz.

Kampanyamıza katılmak ve destek olmak için yapabilecekleriniz iki adımda gerçekleşiyor. Birincisi: Açtığımız Postun altına Yorum bölümüne 1 satırı geçmeyen yorumunuzla birlikte Adınızı yazıp gönderiyorsunuz. İkinci olarak ise kampanyamızı duyurmak. İsterseniz duyuru logomuzu sitemizin linki ile birlikte kendi sitenize ekliyorsunuz. E-postalarla dostlarınıza kampanyayı dıyurabilirsiniz.

10 Kasım'a sayılı günler kaldı. Ne kadar hızlı ve çabuk bu iletiyi yayarsak o kadar çok kişiye ulaşmış oluruz. Haydi, hep birlikte ve yüksek sesle söyleyelim:
"Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."

Saygılarımızla...

Birmilyonkalem.com Yönetimi Adına
A. Şebnem SOYSAL & Erkan BAL
"

Birmilyonkalem.com böyle bir kampanya başlatmış, bize de altına imza atmak ve bunu duyurmak düşer..
İzindeyiz Atam.