14 Kas 2009

Sürprizlerle dolu kahve keyfi;)

Beni yakından tanıyanlar bilirler ne büyük bir kahve aşığı olduğumu.. Öyle çok kahve ayırt etmem ama çok fazla çeşit bilmem. Dışarıda her içtiğimde farklı bir çeşidini içmek bana büyük zevk verir. Adana'da yaşıyorum, şehrimizde öyle çok kahve dünyaları falan yok, üç Starbucks, bir de Tchibo mağazamız var. Size yeni başlayan Tchibo sevdamdan bahsetmek istedim.

Bi kere kahve fiyatları gerçekten uygun. Her fincan kahveye size verdikleri bir kartta açılan küçük kutucuklara damga basılıyor. 5 kutucuğu doldurduğunuzda size bir fincan kahve hediye ediliyor. Ayrıca dün farkettiğim ve çok hoşuma giden bir kampanya ise (bu her mağazada var mı bilmiyorum ama) aldığınız herhangi bir yiyecek ürününün yanında filtre kahve bedava. Hem de cheesecake ve havuçlu kekleri muhteşem.

Bir de her hafta değişen temalı, küçük ama kocaman bir ürün yelpazesi var ki, artık her hafta takip etmeden duramıyorum:) Çünkü ürünler gerçekten güzel, kaliteli ve uygun fiyatlı. Ev eşyalarından giyime, takılardan mutfak gereçlerine kadar her şey olabiliyor. Onlara bakmak bile hoşunuza gidebiliyor;)

Geçen hafta erkek arkadaşım ve ben çok şık örgü hırkalar aldık. Fiyatları görmek isterseniz siteyi ziyaret edin;) Alışverişinizi 100 liraya tamamlayınca bir çekiliş kuponu veriliyor size, büyük ödül Mercedes:)

Ayrıca siteye buradan girip ilk işim gelecek ürünlere bakmak daha sonra da e-kataloga kaydolmak oldu. Her hafta mail adresime gelmesi için:) Bir de blog sayfaları var ki ürünleri tanıtıp, yorumlarını ve diğer Tchibo kullanıcılarının görüşlerini okuyabilir, kendi yorumlarınızı paylaşabilirsiniz.

Bu ürünler o kadar hoşuma gitti ki, sizinle paylaşmadan duramadım. Biri ışıklı cımbız, diğeri örgü ev ayakkabısı. Çok yaratıcılar;) Bu ayakkabıdan mutlaka edinmeliyim. Adana çok soğuk olmasa da çok hoşuma gittiler;)

11 Kas 2009

'Nehirler tersine akmaz'

"NE nehirler tersine akar, ne de geçen zamanın tersine dönme olasılığı var...

Yandan çarklı ve buharlı vapurların devri çoktan kapandı, hiçbir zaman tahta tekerlekleri olmayacak Ford arabaların...

Tarih oldu; faytonlar, at arabaları, kağnılar.

Mutfaklarda tel dolaplar, kahve dibekleri, fitilli gaz lambaları, gürgen ağacından takunyalar, çoktan gömüldü maziye.

Ayda insanoğlunun ayak izi var.

Saçını boyamak için, bütün gece kafasına eski şeker torbasını dolayıp da içine kına yakmıyor artık Lütfiye...

Nehirler tersine akmaz...

Uygarlık böyle bir şeydir...

Nehirler tersine akmadığı içindir ki; yerinde yeller eser o muhteşem imparatorlukların, sultanlıkların, krallıkların... Çağ dışı kaldıkları için sadece hikâyeleri okunur Roma’nın, Mısır’ın, Bizans’ın...

Ortaçağ geride kaldı...

Bence...
Bence hiç şansı yok yobazın...

Nehirler tersine akmaz...

Görmüyor musunuz; Mustafa Kemal‘in şapka devrimine kızanların dahi boyunlarında çiçekli kravatlar...

Dillerine bakın; isteseler de istemeseler de, uygarlığı, Batı’yı, muasır medeniyeti savunuyorlar.

Ve sinsi sinsi de olsa demokratlar...

Bugün 10 Kasım...

O coşkulu, köpük köpük, dalga dalga, çağdaş cumhuriyet nehrinin kıyısına koşmalısınız...

Bir avuç alıp çarpmalısınız yüzünüze, nehrin suyundan...

Böyle zamanlarda uyunmaz...

İnanmalısınız...

Nehirler tersine akmaz..."


Bekir Coşkun
10.11.2009


Yazarlarımızdan alıntı yapmak daha önce hiç yapmadığım bir hareket. Ancak bu yazıyı okuyunca içimden tüm dünyaya okutmak geldi:) Mümkün olsa tabi...

09 Kas 2009

ABC3D

ABC3D from Pablo on Vimeo.

3 boyutlu bir tipografi kitabı. Ürünün asıl ismi "ABC3D Pop-up Book". Burada satışı var. İnanılmaz güzel öyle değil mi? İster çocuğunuza harfleri etkili bir biçimde anlatmak için satın alın, ister kendiniz için, sırf sevdiniz diye:) Ben bu kitabı görünce, "Ömrümü bu sanatı meslek edinerek geçirmek istiyorum" diye düşündüm:)

08 Kas 2009

On parmağımda kaç marifet?


Efenim düşündüm ki hep tasarım hep çizim nereye kadar! Biraz da diğer hamarat yönlerimizi ortaya koyalım, on parmağımızda kaç marifet var ortaya çıksın:)

Birden gelen bir kurabiye yapma isteği ve evde ne var ne yok tezgaha yayma işleminden sonra yukarıda görmüş olduğunuz kurabiyeyi pişirmiş bulunmaktayım.. Ama belirtmek isterim ki bu tarifi asla hiç biryerde bulamazsınız. Çünkü tamamen benim uydurmamdır:) Yemek yaparken de böyleyimdir, içine ne girse güzel olur diyerek, biraz da yemek kitaplarından akılda kalan pratik bilgilerle herkesin beğenebileceği yemekler çıkar ortaya. Bu kurabiye de aynen öyle oldu.

Bu arada belirtmek isterim ki yemek ya da pasta yapmak bende antidepresan bir etki sağlıyor. Stresli bir gün geçirdiyseniz mutfağa geçin derim ben;)

Neyse fazla uzatmadan tarifi sizlerle paylaşayım. Ama bu arada belirtmek isterim ki fotoğrafı da ben çektim. Hadi herkese afiyet olsun;)

Malzemeler:
2 yumurta
2 çay bardağı toz şeker
125 gr margarin ya da tereyağı
1 paket vanilya
1/2 paket kabartma tozu
2 bardak un
1/2 bardak kıyılmış badem
1/2 bardak kıyılmış ceviz
2 yemek kaşığı nutella
istediğiniz kadar tarçın


Yapılışı:
Margarin, şeker ve vanilya karıştırılır. (Ben en başından beri elimle yoğurdum) Yumurtalar eklenir, pürüzsüz bir karışım olunca diğer tüm malzemeler birlikte yoğurulur. Un için 2 bardak dedim ama kıvam olarak kekten daha sert, hamurdan daha yumuşak bir kıvam olmalı. Kaşıkla yağlanmış tepsiye dizilir ve önceden ısıtılmış 180 derece fırında 15 dakika kadar pişirilir. Afiyet olsun.

Not: Bu amatör tariften dolayı yemek ustalarından özür diliyorum. Ama çok lezzetli olduğuna emin olabilirsiniz;)

06 Kas 2009

Bir tasarımcı nasıl mutlu olur? (Volume 3)

Geçtiğimiz haftalarda bu mutlu haberi vermiştim zaten ama serîyi tamamlamak ve bir kanıtını illa ki yayınlamak adına bu fotoğrafı paylaşıyorum. Yine daha önce burada ve şurada da paylaştığım gibi bu da benim hafif şımarmamı sağlayan güzel olaylardan biridir;) Hatta ve hatta serînin devamı çok yakında geliyor;)

04 Kas 2009

Altına imzamı atarım

"Atamızın ölüm yıldönümü olan 10 Kasım'da yine anlamlı bir kampanyaya imza atıyoruz.

Atamızın veciz sözlerinden "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." sözünün altına imzamızı atıyoruz. Ülkemizin birlik ve beraberliğini korumak, kardeşlik duygularını pekiştirmek adına bu anlamlı günde 10 Kasım'da Atatürk'ün huzurunda Anıtkabir'de sunulmak üzere bir imza kampanyası düzenliyoruz.

Kampanyamıza katılmak ve destek olmak için yapabilecekleriniz iki adımda gerçekleşiyor. Birincisi: Açtığımız Postun altına Yorum bölümüne 1 satırı geçmeyen yorumunuzla birlikte Adınızı yazıp gönderiyorsunuz. İkinci olarak ise kampanyamızı duyurmak. İsterseniz duyuru logomuzu sitemizin linki ile birlikte kendi sitenize ekliyorsunuz. E-postalarla dostlarınıza kampanyayı dıyurabilirsiniz.

10 Kasım'a sayılı günler kaldı. Ne kadar hızlı ve çabuk bu iletiyi yayarsak o kadar çok kişiye ulaşmış oluruz. Haydi, hep birlikte ve yüksek sesle söyleyelim:
"Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."

Saygılarımızla...

Birmilyonkalem.com Yönetimi Adına
A. Şebnem SOYSAL & Erkan BAL
"

Birmilyonkalem.com böyle bir kampanya başlatmış, bize de altına imza atmak ve bunu duyurmak düşer..
İzindeyiz Atam.

Uykucuuu..


Çok uykucu birini tanıyorum ben:)

Entel-dantel kuşlar

Kuşların nesli hiç tükenmesin;(

03 Kas 2009

Tavşan deliği, karınca teorisi.


"What the Bleep! Down the Rabbit Hole"
Arkadaşım Emin 'hala izlemedin mi?' diye sorup duruyor:) Yoo izlemedim, hayır hala kendimi hazır hissetmiyorum.. Karıncadan bile küçük olduğumuz şu evrende yeni teoriler kurmak istemiyorum. :/ Aklım almayacak kadar karışığım..

Böyle şöyle düşünürken bu çizim çıkıverdi ortaya;)

Bu arada izleyenler parmak kaldırsın;)

31 Eki 2009

Renkli - Renksiz Tv


Dışarıda renkli bir hayat var ama ben monoton ve mütevazi hayatımda; sevdiğimle, yeni aldığım Ugg botlarım ve starbucks kahvemle renksiz ama mutluyum;)

30 Eki 2009

İşte şimdi kış geldi!


Sabah uyandım ve farkettim, bugün Adana'ya kış geldi. Neden bu kadar geç kaldı bilmem ama sonbaharı bile yaşamadan üşümeye başladık birden..

Neyse bu çizim beni çok yordu:) Çok çizim az laf deyip sözü sizlere bırakıyorum:P ;)

24 Eki 2009

Yukarı bak!

Sevgili günlük:)
Oldukça güzel bir gündü bugün benim için. Sabah önemli bir sınavımız vardı ve onu başarıyla atlattık. Ben değil, erkek arkadaşım girdi ama bizim geleceğimizi etkileyecek bir sınav olduğu için ondan daha çok heyecanlıydım:) Neyse ki iyi geçti. Güzel sonuç gelmesini umuyoruz..

İnsan amaçsız yaşayamaz, yaşasa da mutlu olamaz.. Her zaman ona ulaşmak için yaşamak bize mutlu hissettirir.. Ama herşeyi zamanında yaşamaya özen göstermeliyiz, çok geç olmadan ve hırsa kapılmadan.. Bugün izlediğim animasyon filminde bu konu ele alınmıştı yine. "Up - Yukarı Bak"

Pixar'dan harika bir animasyon, Erol Günaydın'dan güzel bir seslendirme ile günümüze neşe kattı;) Sınav sonrası içilen sıcak bir kahvenin ardından (kahvesiz yaşayamam) bu animasyon gayet iyi gitti doğrusu;) Bu animasyonda çıkarılacak bir çok ders var aslında. İnanmayacaksınız ama bu filmde bile gözlerimin dolmasına engel olamadım:) Çaktırmayın.. Gerçek bir hayat vardı çünkü, her ne kadar animasyon da olsa.

Birkaç yıl öncesine kadar animasyon filmlerinin sadece çocuklar için yapıldığını düşünüp izlemezdim ama bu düşüncemin ne kadar yanlış olduğunu anladığımdan beri tam bir animasyon aşığı oldum.. Kısacası tavsiye ediyorum.

23 Eki 2009

Önerilerinize muhtacım:)

Bir önceki yazımda tasarımını yayınladığım gazete ilanı, bu yazımda tasarımını yayınladığım kurumsal çalışmanın bir parçasıdır. Tabi ki ilk önce bu kurumsal kimlik oluşturuldu, daha sonra da bir tanıtım çalışmasına karar verildi.. Sevinç ve heyecandan ilk önce gazete haberine yer vermişim:)

Ancak bundan sonra bu blog sayfasında tasarımlarım yer almayacak. Asıl anlatmak istediğim şu ki, artık benim de kendime ait bir web sayfam var. www.esraarici.com Tüm kurumsal çalışmalarım artık orada yer alacak.

Blog sayfam için daha farklı düşüncelerim var ama tam olarak karar verebilmiş değilim. Yine blogumu takip edin çünkü kapanmayacak;) Sadece karar vermemde yardımcı olursanız sevinirim.

Şimdi şunları yapabilirim:
a-) Her gün bir yemek tarifi yayınla (ama Arap mutfağından)
b-) Günlük ruh haline bağlı olarak sadece yazı yaz.
c-) Gün içinde yaşadığın belirgin olayları şirin çizimlerle anlat.
d-) Aynen devam etsin, tasarımların ve onlarla ilgili açıklayıcı bilgi olsun
e-) Hepsi birden neden olmasın.
f-) Hiçbirini yapma, boşver. :P

Lütfen yardım edin, yorumlarınızı bekliyorum;)

18 Eki 2009

Gazete İlanı, ama bu sefer başka..


Hürriyet gazetesi Çukurova ekinde bu tasarımım yer aldı. İlana karar vermek, tasarımı hazırlamak ve yayınlanması o kadar ani oldu ki, ne olduğunu tam kavrayamadım:)) Daha önce de tasarımlarım bazı mecralarda yer aldı. Önce burada sonra şurada da âleme duyurmuştum:) Ama bu sefer daha bi mutlu etti çünkü ben bu sefer kendimin patronuyum:))

28 Eyl 2009

Doğal imajlara bile!

Bir öncekii postta yer alan tasarım nymphea'ya komik birşeyler çağrıştırınca, üniversite yıllarımda eğlenerek çalıştığımız bu kampanya aklıma geldi.. Hemen yayınlamak istedim:) Hey gidi okul yıllarım. :)

Reklam Kampanyası dersimizde, severek ve eğlenerek çalıştığımız bir afiş.. 'Çalıştığımız' dedim çünkü bu afiş için bir grup arkadaştan ve sevgili hocamdan yardım aldım;) saçları gür olan ve saçları olmayan iki kişiyi de unutmamak lazım;)) Biraz da Photoshop mahareti birleşince.. ;)

Arayüz tasarımı 'Dünya Saç Merkezi'

Birkaç hafta önce tasarımını yaptığım bir sitenin arayüzü ile karşınızdayım:) Tasarımın ilk hali ile internette kullanıma giren hali arasında farklar oluyor her zaman. Siteye şurdan ulaşabilirsiniz.

10 Eyl 2009

Kararsız



Bu çizim de nereden çıktı acaba:/ Olsun çek şeker oldu:) Bazen insanın içinden böyle sarhoş olmak geçiveriyor, ne içsem acaba diye düşünürken;) Hele ki şu son günlerde yaşanan doğa felaketi ve insanlık dramından sonra.. Bunlarla kafayı yormamaya ve çizim dünyasına dalmaya çalışıyorum. Aksi halde nasıl yaşama sevinci olur ki insanda.. :(

Bir kaç farklı çalışma ve renk denerken Illustrator'ü de öğrenmek güzel bişey.. Kesin bir şekil oluşturmalıyım ki projem sağlam başlasın;)

08 Eyl 2009

Hobilerin nelerdir?: mmm şey, kitap almak ama okumamak.. :)

Yukarıda görmüş olduğunuz kitaplar (ve aslında daha nicesi) tarafımdan okunmayı bekliyor. Evet kendimden çok utanıyorum. Burada açık açık ifşa etmemin bir sebebi var elbette. Utanıp yüzümü kızartacak bir yorumla karşılaştırın beni de bir tanesini elime alayım artık:))

İlk sıradaki kitap alındığı tarihte bir kaç sayfa okunup rafa kaldırılmıştır. İkinci sıradaki kitap sevgili arkadaşım Emre'nin benim için doğumgünü hediyesidir. Emrecim okudum, vallahi okudum ama yarısına gelince bi haller oldu bi baktım bırakıvermişim:)) Üçüncü kitap ise Emin'in tavsiyesi üzerine aldığım bir kitap. Hepsi orijinaldir belirteyim de:P Ayrıca hepsi okunması gayet kolay kitaplar, hayır Sofi'nin Dünyası o kadar da ağır bir kitap değil. Yani bana göre, çünkü üniversitede Felsefe, Mitoloji ve Sanat Tarihi derslerimiz bu bilgilere aşina etmişti beni.. (Bu arada Nermin hocamızı saygı ve sevgiyle anımsıyorum)

Dün Secret'a başladım nihayet. Bugün devam etmedim ama:) Bu böyle sürüp gitmesin nolur bişeyler yapın arkadaşlar, benim için;))

06 Eyl 2009

Duygu Dengesizliği Vakâsı

Birden bi iyi bi de kötü haaber.. İkisi de birbiriyle çok fazla ilgili olduğu için sevinmek ile üzülmek arasında kalakaldım:/ Hem mutluyum hem hüzünlü.İstediğim bir şeyin gerçek olması sevinçten ağlamama neden oldu. Ama ya üzüntüm ağır basarsa:( Nasıl başetmeli? :/

Hiaayaiaiaaaaaaa! :S:))) Ama, ama bu çokk güzell bi haberr. Süper, harikaaa, hatta mükemmell. Hayalin gerçek olması gibi bişeyy:)) Hayır hayır gibisi fazlaa.
Ama yine de üzgünüm işte biraz:(

Ne demiş ünlü Türk şarkıcı: Teraziyi bulur muydu mucidi, bir kefesine tartsaydı aşkı..

Not: Bu duygularla başa çıkmamda yardımcı olabilecek bir psikolog var mı? :)))

04 Eyl 2009

Mutlu yıllar!

Sevgili arkadaşım Emin'in bugün doğum günü. İyi ki doğmuşsun arkadaşım. Fazla Edebî konuşmalara girmek istemiyorum, sen biliyorsun zaten söylemek istediklerimi;) ki zaten bir tek cümleyle anlatmıştık seninle dostluk kavramını.

Aslında sevmezsin kutlamaları falan bilirim.. Unutulsun istersin. Ama böyle esprilerden hoşlanırsın;) Umarım bu çizim hoşuna gider.. Mutlu yıllar.