27 Haz 2009

Bu boya çok sulu :)


Kendimi suluboyaya ve kağıtlara adamayı düşünüyorum.. Suluboya tekniğim, anlayanlar görecek ki biraz kötü:) Kağıtlar konusuna gelince, arkası yarın.. :)

23 Haz 2009

En zor yolculuk

Bu karalamalar İstanbul'da kaldığım zamanlar Keşan'a kaçtığım yolculuklarımın birisinde gerçekleşti. Aslında hissettiklerimi tam olarak aktaramasam da, yolculuk aynen böyleydi.. Bir kaplumbağa yavaşlığında ilerleyen otobüs(ya da bana öyle geldi) elimde yaşanacak bir kaç saat ile ben.. Dönüş yolunda, orada kaybettiğim o bir kaç saatin ve uzun süre hasretlik çekecek olmamın üzüntüsüyle ben..

Açıklama yaptım madem tam olsun:) Bilmeyenler için, erkek arkadaşım Keşan'da asker.. Şafak kaç diye sorduğunuzu duyar gibiyim:P Saymıyorum ki:)) Ay olarak düşünürsek 2,5 ay kaldı.. "Eee dert ettiğin şeye bak Esra sen de, azıcık kalmış işte".. diyenlere bi cevabım yok.. Yaşamak lazım sadece;) Yine de yolculuklar güzeldir, özlemek güzeldir, sevmek en güzeli.. :)

Bu çizimi ben sevdim.. Ama bi de renklendirince görün;) Boş tarlalar aslında gelincik doluydu, bi de o heryerde biten sarı sarı isimsiz çiçekten..
Hadi bana kolay gelsin canım takipçilerimm:))

19 Haz 2009

Turkuaz


Turkuaz rengini neden bu kadar çok sevdiğimi anladım.. Odamın duvarlarını neden bu renge boyadığımı, neden perdede bu rengin hakim olduğunu, neden bu renkte birer gömleğim ve yeleğim olduğunu ve hatta kardeşimle yatak örtülerimizin, hatta ve hatta diş fırçamın renginin neden turkuaz olduğunu, tasarımlarıma bu rengi neden bu kadar çok yansıttığımı sonunda anladım.. Evet kesinlikle anladım.. Aşığım bu renge.. Adana'ya da aşığım.. Yaşadığım şehir turkuaz, göl turkuaz, gök mavi, yer yeşil, ikisinin karışımı yine turkuaz..

Dün üniversitemi ziyaret ettim.. Giderken öğrencilik anılarım canlandıığı gibi bu önemli sonuca vardım:)) Yıllardır önünden severek geçip gittiğim bu güzel manzara bilincimde çok güzel yer edinmişe benziyor.. Zira dikkat ettim ki üniversitede her yer yine turkuaz, kütüphanenin içi bile:D ve bir de meşhur cafemiz Turkuaz Cafe..

İşte, en sevdiğin renk nedir diye soranlara cevabım..
Turkuaz dolu nice güzel anılar dilerim kendime :))

13 Haz 2009

Özledim!

Aslında çizim yapıcaktım, ama biraz mutsuzum ve herşeye kırgın.. Neden geri döndüm ki.. :( Ya da neden o güzel şehre gidip uzun süre kalıp o kadar alıştım ki..

Herşeyini çok özledim işte..

Gültepe dolmuşunu beklemeyi, berbat yollarında ilerleyememeyi, evin balkonunda ne olacak benim halim diye düşünürken türk kahvesi içmeyi, Tülin'le bir soda-meyvesuyunu paylaşmayı, Özün'ün garip sorularını..

Beşiktaş'ta balık pazarının mis kokusunun önünden geçmeyi:), güzelim ofise gidip "amaan akşam evde çalışırım" demeyi.. Emre'yle tavla atmayı, çay bahçesinde her gün aynı ünlü insanları görmeyi, kalabalık çarşıyı..

Kanyon Starbucks'ta havuz manzaralı kahve içmeyi, mağazalara ve güzel mimariye bakınarak boş boş yürümeyi..

Emin'le Levent'te uzun uzun yürümeyi, KFC'de tıkabasa yemeyi.. Ortaköy'de boğaz turuna giden insanları seyretmeyi, gelip fotoğraf çeken ve çok komik görünen turistleri izlemeyi, kumpirini, manzarasını, martıları, takıları tokaları karıştırmayı, saat kaç olursa olsun kokoreç yemeyi, Emin'e otobüse binelim diye yalvarmayı.. Köprünün altından geçmeyi ve boğazın rüzgarını iyice hissetmeyi..

Zincirlikuyu'dan metrobüse binmeyi, taaa Florya'ya kadar durakları saya saya gitmeyi, akbilin çıkardığı sesi:P, Florya ofiste tasarlanan onca şeyden sonra hakedilen güzel öğle yemeğini, iyi iş arkadaşlarımı..

Nişantaşı'ndan Taksim'e yürümeyi, İstikal'in kalabalığına amaçsızca karışmayı, en son midyecide soluk almayı.. Paramızı son kuruşuna kadar harcamayı:))..

Adaşım Esra ile öğlene kadar uyumayı sonra da uzun tramvay yolculuğu yapmayı..

Sabahın köründe kalkıp öğlen soluğu Keşan'da almayı, kısa da olsa hasret gidermeyi..

Elinde ağır bir bilgisayar çantası ile ordan oraya koşturan garip bir İstanbul yabancısı olmayı.. Nemsiz güzel havasını..

İstanbul'da gülmeyi, İstanbul'da ağlamayı.. Herşeyi.. Çok özledim!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...